13 bin Kilometrelik Demiryoluna yabancı ilgisi büyük

13 bin Kilometrelik Demiryoluna yabancı ilgisi büyük :“Milli Tren Projesi” kapsamında, demiryolu yenileme ve lojistik merkez yapım çalışmaları başta olmak üzere yeni yapılacak demiryolları için yaklaşık 1500 proje aynı anda sürdürülüyor.

2023 yılına kadar tamamlanması planlanan 13 bin kilometrelik demiryolu ağının oluşturulmasından yabancı şirketler de pay alabilmek için yarışıyor. Bu yıl İstanbul’da düzenlenecek olan “Eurasia Rail – 5. Uluslararası Demiryolu Fuarı”na ürünlerini tanıtmak isteyen 25 ülkeden 121 yabancı firma katılıyor. Almanya, Fransa, Rusya, İspanya ve İran çok önem verdikleri bu buluşmada bakanlık seviyesinde yer alacak.

Alanında dünyanın 3’ncü büyük demiryolu fuarı olma özelliğini taşıyan “Eurasia Rail: 5. Uluslararası Demiryolu, Hafif Raylı Sistemler, Altyapı ve Lojistik Fuarı“nı Türkel Fuarcılık düzenliyor.

Türkel Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Korhan Yazgan, 05 – 07 Mart 2015 tarihleri arasında Yeşilköy İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek olan fuar ile ilgili olarak “Milli Tren Projesi bünyesinde Ankara-İstanbul arasında yeni bir direkt hızlı tren hattı yapılmasını planı ile yabancı şirketler gözünü Türkiye’ye çevirdi. Ancak tek proje bu değil. 3 bin 500 kilometre yüksek hızlı demiryolu, 8 bin 500 kilometre hızlı demiryolu, bin kilometre konvansiyonel demiryolu olmak üzere toplam 13 bin kilometre demiryolu yapılması hedefleniyor. Böylelikle 2023 yılında toplam 25 bin kilometre demiryolu uzunluğuna ulaşılması ve bu sayede, demiryolu taşımacılık payının yolcuda yüzde 10 ve yüzde 15’e çıkarılması bekleniyor. Tüm bu yapılacak işler düzenlediğimiz fuara büyük bir ilgi oluşmasını sağladı. Geçen yıl 23 ülkenin katılım yaptığı fuara bu yıl 25 ülkeden katılım var. Bu alanda teknolojik yarışta yer alan Almanya, Fransa, İspanya’dan şirketlerden yoğun talep geldi. Bu ülkelerin yanısıra İran da dahil olmak üzere katılımlarını bakanlık seviyesinde yapacaklar. Bu da Türkiye’deki demiryolu projesine gösterdikleri ilginin büyüklüğünü ortaya koyuyor” dedi.

2011 yılından beri Türkel Fuarcılık tarafından organize edilen “Eurasia Rail: 5. Uluslararası Demiryolu, Hafif Raylı Sistemler, Altyapı ve Lojistik Fuarı“ Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, T.C.D.D, Tüvasaş, Tüdemsaş ve Tülomsaş, KOSGEB, TOBB tarafından resmi olarak destekleniyor. Konferans ve seminer programları ile de kamu ve özel sektörde öne çıkan isimleri ağırlayan fuar, sektördeki önemli gelişmeleri, son teknolojileri, yeni ürünlerin tanıtımlarını, büyük firma ve kurumları İstanbul’da tek bir platformda toplama özelliğine sahip.

Bu yıl fuara 25 ülkeden 121 yabancı, 113 ise yerli olmak üzer 234 firmanın katıldığını belirten Korhan Yazgan, şöyle dedi: “Demiryolu sektörünün serbestleşme sürecinin tamamlandı. Milli standartların oluşturulması, emniyet yönetim sisteminin altyapı ve işletmeciliğin kültür haline getirilmesi ve her türlü demiryolu aracının ülkemizde üretilmesi planlanıyor. Tüm bunlar fuara ilginin artmasını sağlıyor”

13-bin-kilometrelik-demiryoluna-yabanci-ilgisi-buyuk

Reklamlar

OSTİM Demiryollarına Destek Veriyor

OSTİM Demiryollarına Destek Veriyor :Ankara’da sanayinin kalbinin attığı yerlerden biri de 5 milyon metrekare üzerine kurulu OSTİM Organize Sanayi Bölgesi. Bölgedeki 5000 işyeri yaklaşık 50.000 kişiye ekmek kapısı sağlıyor. Ayın Röportajı bölümünün bu ayki konuğu OSTİM Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın’la “Başkentin Sanayisinden, Sanayinin Başkenti” olmaya giden yolda Ankara’yı ve Ankaralı KOBİ’leri konuştuk.

Orhan Aydın-OSTİM Yönetim Kurulu Başkanı

Ankara hakkında en yanlış bilinenlerden biri de galiba burasının bir sanayi kenti, üretime yönelik bir şehir olmadığı. Oysa Ankara siyasetin başkenti olmasının yanı sıra aynı zamanda ciddi anlamda sanayi üretimi yapan bir kent. Şehrin bu pek de bilinmeyen yönünü konuşarak başlayalım mı?

Ankara gerçekten de kamu yönetimi, bürokrasi ve memur şehri olarak tanımlanan bir yer. OSTİM tam da bu noktada çok önemli bir isim, bir aktör. Ankara’da sanayileşme dönüşümünü sağlayan en önemli duraklardan bir tanesi diyebiliriz. Ben tüm hayatımı Ankara’da geçirdim, Sanayi Bakanlığı’nda sanayi ile ilgili çalışmalarda da bulundum, Ankara’nın sanayileşme serüvenini bizzat yaşadım. Ankara’da o yıllarda daha çok günlük ihtiyaçların giderildiği, örneğin otomobil bakım-onarımlarının, genelde ufak işlerin yapıldığı bir yapı vardı evet ama sanayi denebilecek bir şey yoktu gerçekten de. Ne zamana kadar? 1970’li yıllarda Aselsan’ın kuruluşuna kadar. Bu, Ankara’nın sanayi kenti olarak da anılmaya başlamasında bir kilometre taşıdır.

OSTİM ne zaman devreye giriyor peki?

OSTİM bundan da eskidir tarih olarak. 1967 yılında Cevat Dündar rahmetli ve Turan Çiğdem tarafından tasarlanıyor OSTİM bölgesi. Şehir merkezinin 15 km uzağında kurulmuş olan OSTİM’in tüm planları büyük düşünerek yapılmıştır. Tüm plan ve tasarımı Ankara’nın hatırı sayılır bir sanayi kenti olması üzerine kurulmuştur. İşyerleri, eğitim merkezleri, sağlık merkezleri ve konutlarla komple bir sanayi şehri tasarlanıyor. O tarihte böyle bir projenin olabilirliği çok tartışılıyor. 70’li yıllardan itibaren Aselsan’ın açılması, savunma sanayinin ana aktörlerinin Ankara’da yerleşik olması, TAİ’nin, Makine Kimya’nın, FNSS’in 90’lı yıllarda burada gelişiyor olması, onlara bir yan sanayi olarak OSTİM’i ön plana çıkarıyor. Çünkü özellikle savunma sanayiinin bu tür küçük ölçekli ama kaliteli üretim yapabilecek KOBİ’lere çok ihtiyaçları var. Bu taleple birlikte KOBİ’lerin de gayretleri ve katkılarıyla burada nitelikli bir sanayi altyapısı oluşuyor. Sıradan bir sanayi üretimiyle Aselsan’a cevap veremezsiniz, vasat bir üretimle TAİ’ye yan sanayici olamazsınız. Savunma sanayii de bunu yerli üretim yaptırmak için uğraşıyor. O zaman da bu sanayicilerin, değişmesi, gelişmesi ve niteliğinin artması için hakikaten çaba sarf ediyorlar.

Çok organize bir yapıdan bahsediyorsunuz…

Evet, bu birbirini tamamlayan bir şey. Bu çabaların birleşmesiyle de burada bir OSTİM ekosistemi oluşuyor. Buradan gelişen, büyüyen firmalarımız da sadece Ankara’nın sanayisine damga vuran firmalar haline gelmekle kalmıyor Türk sanayiinin de amiral gemileri oluyorlar. Bunların çoğu küçük işlerle başlayıp dünyaya mal satan firmalar haline geliyorlar. Şu anda Ankara’daki hangi sanayi bölgesine giderseniz gidin oradaki firmaların neredeyse tamamının OSTİM’deki kuluçkadan, okuldan yetiştiğini görebilirsiniz. Dolayısıyla OSTİM, Ankara sanayii için hakikaten bir dönüm noktasıdır. Ankara’daki o bürokrasiden sanayiye geçiş noktasında çok önemli bir rol oynuyor. Hatta ASO’nun ürettiği çok güzel bir sloganla anlatabiliriz bu dönüşümü: Başkentin Sanayisinden Sanayinin Başkentine… Bu, içi dolu bir slogandır gerçekten. Şu anda İstanbul, Bursa sanayileriyle karşılaştırıldığında yaygın sanayi olarak Ankara onlardan hiç aşağı kalmaz. Nitelik olarak düşündüğünüzde de biz onlardan daha yukarıdayız çünkü Ankara’da üretilen sanayi mamullerinin kilogramı 23.5 dolara ihraç ediliyor, bu çok önemli. Bu, katma değeri yüksek üründür, savunma, havacılık, Roketsan, Havelsan gibi kuruluşların ürünleri bunu yukarıya çekiyor.

OSTİM’in kaç üyesi var ve hangi sektörlerde faaliyet gösteriyorlar?

Bize kayıtlı 5200 tane işletmemiz var. Bunların içinde sanayi, ticaret ve hizmet sektörleri bulunuyor. Ağırlıklı olarak küçük ve mikro tanımına giren işletmeler bunlar. 100-150 kişiye ulaşınca artık burada kalamıyorlar zaten, mekanlarımız yetmiyor buna. Çoğu da markalaşmış oluyor. O zaman da öbür sanayi bölgelerine gitme gündeme geliyor. OSTİM’i daha çok sıfırdan girişimcileri yetiştiren bir kuluçka merkezi olarak düşünmek lazım. Ama şöyle: Bu firmaları biz nitelik olarak da ayırmış vaziyetteyiz. Bu noktada başlattığımız kümeleşme çalışmaları da devreye giriyor. Buradaki firmalarımızın ciddi bir analizini yaptık. Tabii firmaları sadece OSTİM’le sınırlamak imkansız çünkü firmanın bir birimi buradaysa diğeri İvedik OSB’de bir başka birimi başka yerde.

Kümelenme KOBİ’ler için önemli bir başlık. Hangi sektörlerde kümelenme çalışmalarınız var?

Savunma sanayiini zaten söyledik. Bunun dışında iş makinaları Ankara için önemli bir başlık. Şöyle söyleyelim, Türkiye’de kimin iş makinası varsa OSTİM’i bilmek zorunda. Yedek parçası, 1.el makine satanı, 2. el satanı, bakım-onarım işi yapanı, bütün altyapı burada. Ayrıca medikal ve tıbbi cihaz sektörü de yine bir başka küme. Onun dışında enerji konusunda çalışan firmaların oluşturduğu bir küme var. Sadece OSTİM’le sınırlı olmayan Anadolu raylı sistemler kümelenmesinin de çıkış noktası burası. Bir diğeri ise en genç kümemiz olan Kauçuk Teknolojileri.

Bu altyapıyı desteklemek üzere Türkiye’nin hiçbir yerinde olmadığı kadar çok sayıda teknoloji geliştirme bölgesi de Ankara’da. Şu anda 10 tane. 22 tane üniversite ile işbirliği halinde. İstanbul’dan daha ileri bir sayıdan bahsediyorum. Bu çerçevede düşünürseniz Ankara’nın sanayileşme potansiyeli diğer illerden daha yüksek. Ayrıca Ankara’da 8 tane de organize sanayi bölgesi var.

Gelelim KOBİ’lere… OSTİM bünyesinde binlercesi bulunan ve Türk ekonomisinin belkemiğini oluşturan KOBİ’lerin karşılaştıkları en büyük sıkıntılar neler?

Bununla ilgili çok standart basmakalıp sözler söylenebilir tabii… Paraya erişme sorunu, ölçek sorunu… Aslında ben KOBİ’lerin daha stratejik sorunları olduğunu düşünüyorum. KOBİ’ler için en sık duyduğumuz cümle ekonominin omurgasını oluşturduklarıdır. Ama bu böyle midir gerçekten? Türkiye’de KOBİ’ler gerçekten önemli midir? Bence esas tartışılması gereken bu. Çünkü ben böyle olduğunu düşünmüyorum. Eğer gerçekten böyle olsaydı bunun uygulamadaki yansımasını görürdük diye düşünüyorum. Tabii ki yapılmıyor değil. Yapılanlar önemsenmiyor gibi algılanmasın sakın. Ama söylemek istediğim şu: Olması gerektiği kadarı yapılıyor mu, onu tartışmamız lazım bence.
Mesela sürekli dile getiriliyor: Üretim önemlidir. Evet, zaten biz de bunu söylüyoruz zaten, elbette önemlidir ve üretim denince akla ilk olarak KOBİ’ler gelir. Buraya kadar tamam ama bunun, diyelim ki inşaattan daha önemli olduğunu pratikte göremiyoruz mesela. Oysa Türkiye’ye, Türk ekonomisine bir katma değer sağlanacaksa bunu en çok KOBİ’lerin üretimi başarabilir. Yani tüketim, önem bakımından üretimin önüne geçmiş oluyor bu durumda.

Yapılması gerekenler neler sizce?

Biz hem kendimizin hem başkalarının ihtiyaçları için üreten bir altyapı oluşturacağız ki Türkiye’nin refahı artsın. Burada en büyük iş ve yük KOBİ’ler yani üretimi gerçekleştiren insanlara düşüyor. Düşünün bir kere; işyerini açacaksınız, orada çalışacak işçiyi eğitip kaliteli bir üretim çıkaracaksınız. Yetmez, bunu pazarlayıp satacaksınız. Ve bu sistemi sürekli döndüreceksiniz. 40-50 hatta 100 bileşeni biraraya getirip bir iş ortaya çıkaracaksınız. Bu çok zor bir şey hakikaten. Bir de üzerine destek ve teşvik görmezseniz insanlar havlu atma, işlerini bırakma noktasına gelebiliyorlar, daha kolay kazanç yollarını tercih etmeye başlayabiliyorlar.

Rakamlarla ifade edersek, sanayi sektöründe çalışanların oranı yüzde 24’ten 17’ye iniyor. Madem KOBİ’ler ve üretim önemli o zaman bu konudaki farkındalığın, desteklerin artması, iyileşmesi, gelişmesi lazım. Üretimci için, onun krediye erişimi için yaygın, kullanılabilir bir sistem geliştirilmesi gerekiyor. Ama 3 milyon küçük işletmeye hitap eden KOSGEB’in bütçesi bir stadyumun bütçesi kadar değil mesela…

Peki önerileriniz neler?

Fark etmemiz gereken şey şu aslında: İnsanlar daha kolay yollardan para kazanabileceklerini bildikleri zaman neden üretim gibi zahmetli bir işe kalkışsınlar ki? İçinde bulunduğumuz politik ve ekonomik ortam bu farkındalık için en uygun zemini hazırlıyor aslında ama içini doldurmamız lazım. Bu bizim bindiğimiz dal, bunu kesemeyiz. Bunun üzerine titrememiz lazım. İnsanları üretici konumlarını korumaları için teşvik etmeliyiz. Türk ekonomisinin geleceği ve refahı ile ilgili hedeflere ancak bu şekilde ulaşabiliriz. Bu üretimleri yapacağız, bunların öneminin farkında olacağız ve bunların içine üniversitelerin bilgisini ve teknolojisini katacağız. Kendi ihtiyaçlarımızı burada ürettiğimiz gibi başkalarının ihtiyaçlarını da buradan karşılar duruma geleceğiz. Tarihimiz ve coğrafyamız nedeniyle sorumluluğumuzun bulunduğu insanlarla da bunu paylaşmamız gerekir, onlara da yetişeceğiz. Ancak o zaman refahımız artacak. Tüm bunların olması için yol basit üretimci, girişimci KOBİ’lerden geçiyor. Her şey bu bilinç üzerinde gelişecek. Bu ideale katkı sağlayacak insanlar buranın yerli, milli KOBİ’leridir. Üretim yapan, ihracat yapan, girişimci insanlarımızın kıymetini bilmemiz lazım, bu insanlar Türkiye için çok önemli.

OSTIM Demiryollarina Destek Veriyor

 

Van Osb’ye Demiryolu Rayı Döşeme Çalışması

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Van Milletvekili Mustafa Bilici, 6’ncı bölgede olması nedeniyle teşviklerden faydalanacak olan Van’ın daha avantajlı konumda olduğunu belirterek, Organize Sanayi Bölgesi’nden tren garına bir demiryolu hattı yapılması konusunda çalışma …

Çözüm süreci kapsamında ildeki ziyaretlerine aralıksız devam eden Mustafa Bilici, beraberindeki partili üyelerle Van Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Hakan ve yönetim kurulunu ziyaret etti. Burada ziyaret sebebiyle ilgili açıklamalarda bulunan Bilici, teşviklerden faydalanacak olan Van’ın 6’ncı bölgede yer almasının önemine değindi. Van, Şanlıurfa ve Diyarbakır’ın bu teşvikte öne çıktığını anlatan Bilici, “Kim önce gerekli koşullarını hazır hale getirip sunarsa o bir adım daha öne çıkar. Yatırım için Van; Diyarbakır ve Şanlıurfa göre daha çok önemli bir konumdadır. Çünkü İran gibi bir pazarı var. İran’ın dünyaya açılabilmesi için Van ve Türkiye üzerinden faydalanacaktır. Bu yüzden bizim böyle bir pazarımız var ve Van yatırım için önemli bir konuma geliyor. Şırnak yolunun da bitirilmesiyle kısa sürede Van daha iyi noktalara gelecektir. Birçok yatırımcı buraya gelerek gerekli yatırım yapacaktır. Hala Hakkari’de çok zengin maden yatakları olduğu söyleniyor. Buraların işlenmesi için OSB’lere ihtiyaç vardır. Elini taşın altına koyan, bir çivi çakan ve bir işçiyi istihdam eden her iş adamımıza saygı duyuyorum. Onlara hizmet sunmaya hazırız. Artık müteşebbislerin ‘gittik tutunamadık’ diye bir bahaneleri de kalmadı. Burada artık şehirler yarışıyor, bunun için her türlü kolaylığı sağlayabileceğiz. Bu ortamları hazırlayacağız” dedi.

“OSB’DEN GARA DEMİRYOLU DÖŞENECEK”
Yatırımcıların gelmesi için her türlü zeminin hazır olduğunu ve bu konuda çok sayıda başvurunun olduğunu da sözlerine ekleyen Mustafa Bilici, OSB ile ilgili çalışmalarını sürdürdüklerini kaydetti.

Bilici, “OSB’den gara bir demiryolu hattı yapılması konusunda çalışmamız söz konusudur. Bununla ilgili fizibilite çalışması hazırlandı. Yakın bir zamanda hayata geçecektir. Van bulunduğu konum itibari ile bunu hak ediyor. Bu fırsatı kaçırmamamız ve avantaja çevirmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Van Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Hakan da, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Van’ın Gaziantep’in 10 sene önce yaşadığı dönemi yaşadığını belirtti.

Üretim yapan her şeyin önemsenmesi gerektiğini anlatan Hakan, “İsterse 1 kişi çalıştırsın, isterse de daha fazla kişiyi, önemli olan o üretim yapan firmanın desteklenmesidir. Üreterek de kazanamayız. Van’ın sanayiye de çok ihtiyacı vardır. Van’a yapılacak en büyük teşvik Şırnak karayolunun bir an önce bitmesidir. Bana göre Kapıköy’den daha önemlidir. 5 yıl önceki halimizle şimdiki halimiz arasında uçurumlar kadar bir fark var. OSB demek Van demek. DAKA’yı buraya getirdik, KOSGEB’inde burada olması gerektiğini düşünüyorum. TSE’nin gelmesi gerek” dedi.

Yapılan konuşmaların ardından ikramların yenilmesi ile birlikte ziyaret sona erdi.

van osb

Kaynak : Beyaz Gazete

KOSGEB ile Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu İşbirliği Kurdu

KOSGEB ile Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu İşbirliği Kurdu

BEYKOZ LOJİSTİK MESLEK YÜKSEKOKULU VE KOSGEB EĞİTİM ORTAKLIĞI KURDU

Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu, öğrencilerin kendi fikirlerine yönelik iş planlarını

hazırlayabilmelerini sağlayacak bilgi ve becerileri kazanmalarını sağlamak üzere KOSGEB (Küçük ve

Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı) ile eğitime yönelik bir iş birliği

gerçekleştirdi.

Bu işbirliği çerçevesinde Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu’nda iki dönemde toplam 56 saat

verilen Girişimcilik ve Uygulamalı Girişimcilik dersleri artık KOSGEB Girişimcilik Destek Programı

kapsamında Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi olarak kabul edilmektedir. KOSGEB, 30.000 TL hibe ve

70.000 TL geri ödemeli Yeni Girişimci Destek Programı’na başvurabilmek için girişimci adaylarının bu

eğitimleri almasını şart koşmaktadır. Eğitimlerinin 3. ve 4. Yarıyıllarında bu dersleri seçerek her ikisini

de başarıyla tamamlayan öğrencilerimiz sertifika almaya ve girişimci destek programına başvurmaya

hak kazanmaktadır.

KOSGEB, Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi’ne Büyük Önem Veriyor

KOSGEB, Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi’ne, girişimcilik kültürünü yaygınlaştırmak ve
girişimcileri iş planı kavramı ile tanıştırarak başarılı işletmelerin kurulmasını sağlamak amacı nedeniyle
büyük önem veriyor. Bu eğitimler sonunda girişimci adayları kendi iş fikirlerine yönelik iş planlarını
hazırlayabilecek bilgi ve deneyimi kazanıyorlar. KOSGEB’in bu programı yükseköğretim kurumlarıyla
işbirliği içine girerek yaygınlaştırması ve Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu’nun bu sistem içinde yer
alması ise oldukça sevindirici bir gelişme.

Girişimci Destek Programı kapsamındaki bu dersleri, Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu, İşletme
Yönetimi Program Başkanı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Aile Eğitim Programı formatörü
Dr. Reha Uluhan ve Dr. Burcu Güven tarafından yürütülmektedir.

kosgeb-beykoz-lojistik-meslek-yuksekokulu-isbirligi

Anadolu Raylı Ulaşım Sistemleri kümelenmesi ARUS, raylı sistem ihalelerine yüzde 100 yerli ürünle girmeyi ve milli marka oluşturmayı kararlaştırdı

Anadolu Raylı Ulaşım Sistemleri kümelenmesi (ARUS), bundan sonraki raylı sistem ihalelerine yüzde 100 yerli ürünle girmeyi ve milli marka oluşturulmayı kararlaştırdı. Ülke kaynaklarının içeride kalması amaçlayan ARUS , raylı sisteme 2023’e kadar yapılacak 40 milyar TL’lik yatırımı yabancı firmalara kaptırmamayı amaçlıyor.

Raylı sektör temsilcilerinin tek çatı altında güç birliğini hedefleyen Anadolu Raylı Ulaşım Sistemleri Kümesi’nin (ARUS) toplantısı geçtiğimiz günlerde İstanbul Ticaret Odası’nda gerçekleştirildi. Toplantıya; Ulaştırma Haberleşme ve Denizcilik Bakanlığı Alt Yapı Yatırımları Genel Müdürü Metin Tahan, ARUS Yönetim Kurulu Başkanı Ziya Burhanettin Güvenç, ARUS Başkan Yardımcısı Ostim Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Sedat Çelikdoğan OSTİM OSB Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın, RAYDER Yönetim Kurulu Başkanı Taha Aydın, İstanbul Ulaşım Genel Müdürü Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Yıldız, İTO Yönetim Kurulu Başkan Vekili Şekip Avdagiç, KOSGEB, TUBİTAK, raylı sistem ana sanayi üreticileri, yan
sanayiciler, kalite firmaları, mühendislik firmaları ve üniversiteler katıldı.

Edinilen bilgiye göre Ankara Metrosu ihalesini kazanan Çinli firma CSR’nin yetkililerinin de davet edildiği küme toplantısı birçok ilklerin de yaşanmasına zemin oluşturdu. Milli raylı sistemler markası çıkarmak ve ülke kaynaklarının içeride kalması amacıyla kurulan ARUS’un bu süre içinde mevcut projelerin de takipçisi olması kararlaştırıldı. Toplantıda, Ankara metro ihalesinde ilk kez yüzde 51 yerli katkı şartının konulmasının bir milat olduğunun altı çizilerek, bu şartın sözde kalmaması için uygulamanın çok sıkı takip edilmesi gerektiği vurgulandı.

Toplantıda konuşan Ulaştırma Bakanlığı Alt Yapı Genel Müdür Yardımcısı Yalçın Eyigün, CSR ile final dizayn aşamasına geldiklerini belirterek, şartnamede yerli katkı şartının açıkça yazdığını ve bunun takipçisi olacakları vurguladı. Ostim başkanı Orhan Aydın da sürecin bizzat takipçisi olacağını, ihale tutarının yüzde 51 orandaki paranın Türkiye’de kalması gerektiğinin altını çizdi.

Ulaştırma Haberleşme ve Denizcilik Bakanlığı Alt Yapı Yatırımları Genel Müdürü Metin Tahan da konuşmasında, ‘Sanayicinin emrindeyiz’ mesajı verdi. Yerli katkı kararının önemine değinen Tahan, sadece Ankara Metrosu ihalesinin maiyetinin 3 milyar lira olduğunu vurguladı.

Tahan, 2023 hedeflerine göre 10 bin adet daha raylı sistem aracına ihtiyaç olduğunu, bunun maliyetinin de 40 milyar lirayı bulacağını kaydetti. Kümenin işbirliğine desteklerinin devam edeceğini de söyledi. ARUS Başkanı ve Çankaya Üniversitesi Rektörü Ziya Burhanettin Güvenç de kümelenmenin bir kalkınma modeli olduğunu belirterek, kümelerin nihai ürünü hedeflemeleri gerektiğini vurguladı. Dünyadaki kümelenme örneklerini anlatan Güvenç, “Türkiye;
kümelenmeyle yerli üretimini artırmazsa yok olmaya mahkum olacak.” dedi. Güvenç, anahtar teslimi iş alabilmeleri için tüm aktörlerin bir arada olması gerektiğini belirtti.

Türkiye’nin ilk yerli tramvayı RTE200 modelini üreten İstanbul Ulaşım şirketinin Genel Müdürü Ömer Yıldız, yerlileştirme faaliyetlerinden toplan 19 milyon Euro kazanç sağladıklarını belirtti. Milli marka için tasarım yatırımlarına ağırlık verdiklerini belirten Yıdız, yerlilik politikaları ile milli ürünlerin desteklenmesi gerektiği ve tüm üretim süreçlerinde marka bilinciyle hareket etmenin önemini vurguladı.

Kaynak : Yatırımlar

EURASIA RAIL 2013 FUARININ AÇILIŞINA 3 AYDAN AZ SÜRE KALDI

EURASIA RAIL 2013 : Konusunda tek olan, Eurasia Rail Demiryolu, Hafif Raylı Sistemler, Altyapı ve Lojistik Fuarı, konferans ve seminerler eşliğinde 3. Kez kapılarını IFM (İstanbul Fuar Merkezi) de sektör profesyonellerine açacak. Fuarımız, T.C. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, T.C.D.D (Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları), TOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) ve KOSGEB (Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı) tarafından desteklenmektedir.

2013 yılında düzenleneceğimiz Eurasia Rail Fuarı “UFI (Uluslararası Fuarlar Birliği) Onaylı Fuar” statüsüne yükselmiştir. Fuarımız, Alman hükümeti tarafından maddi destek kapsamına alınmış olup, Alman milli katılımı içinde 40’ı aşkın Alman firması katılım teyidi vermiştir. Eurasia Rail üçüncü yılında sektördeki “dünyanın en büyük 3. demiryolu fuarı” konumuna gelmiştir.

2012 senesinde; 21 ülkeden 188 katılımcının ve 2.526 sı yabancı olmak üzere toplam 16.844 profesyonel ziyaretçinin iştiraki ile gerçekleşen Eurasia Rail Fuarı; 2013 yılında hacmini %40 büyüterek toplam 3 hol de brüt 17.000 m² alanda katılımcı ve ziyaretçilerini ağırlayacaktır. 250 den fazla yerli ve yabancı firmanın ve 20.000 fazla ziyaretçinin katılması beklenen fuar şimdiden %90 doluluk oranını yakalamıştır.

Alstom, Siemens, General Electric, Bombardier, Vossloh, ABB, CAF, Talgo, Hyundai Rotem, Knorr-Bremse, ZF, Webasto, Thales gibi dünya devlerinin yanı sıra; İstanbul Ulaşım A.Ş, Sarkuysan, BM Makine, Makin, Medel, Emirler, Savronik, vb gibi demiryolu ve hafif raylı sistemler sektöründe dikkat çeken Türk firmalarının 2013 Eurasia Rail Fuarına katılması kesinleşmiştir.

Fuarımızın başlamasına 3 aydan az süre ve stant alanlarının kısıtlı kalmasından ötürü; katılımcı olarak yer almak isteyen firmaların en geç 31 Aralık Pazartesi tarihe kadar başvurmaları gerekmektedir.

Detaylı Bilgi İçin:

Türkel Fuarcılık A.Ş.

Tel: 0212-284-2300

E-mail: contact@eurasiarail.eu

Website: www.eurasiarail.eu

EurasiaRail Logo

Anadolu Raylı Ulaşım Sistemleri kümelenmesi ARUS, raylı sistem ihalelerine yüzde 100 yerli ürünle girmeyi ve milli marka oluşturmayı kararlaştırdı

Anadolu Raylı Ulaşım Sistemleri kümelenmesi (ARUS), bundan sonraki raylı sistem ihalelerine yüzde 100 yerli ürünle girmeyi ve milli marka oluşturulmayı kararlaştırdı. Ülke kaynaklarının içeride kalması amaçlayan ARUS, raylı sisteme 2023’e kadar yapılacak 40 milyar TL’lik yatırımı yabancı firmalara kaptırmamayı amaçlıyor.

Raylı sektör temsilcilerinin tek çatı altında güç birliğini hedefleyen Anadolu Raylı Ulaşım Sistemleri Kümesi (ARUS) toplantısı geçtiğimiz günlerde İstanbul Ticaret Odası’nda gerçekleştirildi. Toplantıya; Ulaştırma Haberleşme ve Denizcilik Bakanlığı Alt Yapı Yatırımları Genel Müdürü Metin Tahan, ARUS Yönetim Kurulu Başkanı Ziya Burhanettin Güvenç, ARUS Başkan Yardımcısı Ostim Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Sedat Çelikdoğan OSTİM OSB Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın, RAYDER Yönetim Kurulu Başkanı Taha Aydın, İstanbul Ulaşım Genel Müdürü Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Yıldız, İTO Yönetim Kurulu Başkan Vekili Şekip Avdagiç, KOSGEB, TUBİTAK, raylı sistem ana sanayi üreticileri, yan
sanayiciler, kalite firmaları, mühendislik firmaları ve üniversiteler katıldı.

Edinilen bilgiye göre Ankara Metrosu ihalesini kazanan Çinli firma CSR’nin yetkililerinin de davet edildiği küme toplantısı birçok ilklerin de yaşanmasına zemin oluşturdu. Milli raylı sistemler markası çıkarmak ve ülke kaynaklarının içeride kalması amacıyla kurulan ARUS’un bu süre içinde mevcut projelerin de takipçisi olması kararlaştırıldı. Toplantıda, Ankara metro ihalesinde ilk kez yüzde 51 yerli katkı şartının konulmasının bir milat olduğunun altı çizilerek, bu şartın sözde kalmaması için uygulamanın çok sıkı takip edilmesi gerektiği vurgulandı.

Haberin devamı için lütfen tıklayınız : Yatırımlar

Kaynak : Yatırımlar