Ergüney’den Erzuruma yatırıma daveti

Ergüney’den Erzuruma yatırıma daveti :Erzurum Birinci Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Ergüney, şehirde kamu eliyle yapılan yatırımlar sonucunda özel sektör için cazip imkanların doğduğunu belirterek, iş adamı ve sanayicileri Erzurum’da yatırım yapmaya davet etti.

Zafer Ergüney, ekonomik yatırım yönünden Türkiye’nin cazibe merkezlerinden birisinin Erzurum olduğunu söyledi. Ergüney, Ovit Tüneli’nin tamamlanmasıyla Erzurum’un en yakın liman şehrine bir buçuk saat uzaklıkta olacağını ifade etti. Ergüney, ayrıca Kars- Tiflis- Bakü Demiryolu’nun Kartsan bağlantısının da Erzurum’a kurulmasıyla şehrin ulusal ve uluslararası ekonomik çekim merkezlerinden birisi haline geleceğini kaydetti.

OSB’nin yanı başında yapımına başlanan ve gelecek yıl tamamlanması planlanan lojistik köy projesinin de şehre önemli bir katma değer kazandıracağına dikkat çeken Ergüney, bu şartların yatırımcıların iştahını kabartacağına vurgu yaptı.

Şehirden önceki yıllarda göç etmiş ya da küstürülmüş iş adamlarıyla birlikte yerli ve yabancı yatırımcıları Erzurum’a yatırım yapmaya davet eden Ergüney, “Erzurum’a son yıllarda Kamu eliyle yapılan yatırımlar sonucunda özel sektörün yatırım yapacağı en cazip iller içerisine girmektedir. Ovit Tüneli’nin yapımına başlanması ve yakın zaman içerisinde bitirilebilecek olması sebebiyle Erzurum-Rize arası 100-150km’ye inmekte olup Erzurum’dan bir buçuk saat içerisinde limana varılacaktır. Kars Tiflis Bakü Demiryolu yapımının başlamış olması ve Kartsan Erzurum’a bağlantı yapılması sebebiyle Erzurum’u demiryolları ağıyla Orta Asya cumhuriyetlerine bağlanacağı gibi komşu ülkelerle de bir demiryolu ağı oluşturacaktır. Özellikle Organize Sanayi Bölgemizin hemen yanı başında yapılmakta olan Lojistik Köy Projesi 2014 yılında tamamlanacaktır. DDY öncülüğünde yapılan bu projeyle depolar antredepolar, konteyner depolama alanları, soğuk hava depoları, park yükleme boşaltma alanları, kombina taşımacılık sistemleri, gümrükleme işlemleri yapılacak olup karayolu bağlantısı organize sanayimizin içerisinden geçecektir.
Bölgemizin diğer yanı başından E-80 karayolu geçmekte olup havaalanına ise 5 kilometrelik bir mesafe mevcuttur.” diye konuştu.

Yatırımcıların önemli ihtiyaçlarından birinin gerek ham madde temini gerekse pazarlama noktasında ulaşım ihtiyacının giderilmesi olduğuna dikkat çeken Ergüney, şunları kaydetti: “Bugün Erzurum, dünyadaki ulaşım araçlarının tamamına kavuşacak olmanın mutluluğu içerisindedir. Karayolu, havayolu, demiryolu ve denizyolları bunlar düşünüldüğünde Doğu’da yatırım yapılması gereken en cazip il olarak Erzurum ön plana çıkmaktadır. Önceki yıllarda şehrimizden göç eden yatırımcılarımızı özellikle duygusal bağlardan dolayı yatırım yapmaya davet ederken şimdi Erzurum’un yatırım yapılabilecek en önemli il haline gelebilmesi sebebiyle Erzurum’dan göç etmiş iş adamlarımızda dâhil olmak üzere tüm sanayici ve işadamlarımızı Erzurum’da yatırım yapmaya davet ediyoruz.

erguney-den-erzuruma-yatirim-daveti

Kaynak : www.timeturk.com

Reklamlar

Konya Antalya hızlı tren hattı 2023 hedefleri doğrultusunda açılacak

Konya Antalya hızlı tren hattı 2023 hedefleri doğrultusunda açılacak

Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakan Yardımcısı Yahya Baş, Türkiye’nin 2023 hedefleri doğrultusunda Konya Antalya  hızlı tren hattı nı yapıp hizmete açacaklarını belirtti.

Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakan Yardımcısı Yahya Baş, Türkiye’nin 2023 hedefleri doğrultusunda Konya-Antalya arası hızlı tren hattını yapıp hizmete açacaklarını belirtti. Baş ayrıca, bakanlığın karayollarında yaptığı çalışmalar sonucunda yakıt tasarrufunun amorti edilecek seviyelere gelebileceğini söyledi.

Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakan Yardımcısı Yahya Baş, AK Parti Antalya İl Örgütünün ilçe başkanları toplantısına katıldı. Çalışmaları incelemek amacıyla Antalya’da bulunduğunu söyleyen Baş, “Yapılan çalışmaları inceledik. Teşkilatlarımızın taleplerini dinliyoruz. Burada da bunu yapıyoruz. Bu saate kadar değişik birimlerimizi gezdik. Oralardaki çalışmalar hakkında bilgi aldım. Bazı önerilerimiz oldu, onları ilettik. Ülkenin değişik yerlerinde de devam ettireceğiz” dedi.

Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının ülkede çok büyük hizmetlere imza atan bir bakanlık olduğunu ifade eden Baş, 10 yıldır iktidarda olan AK Partinin en çok yatırım yapan bakanlığı olduğunu bildirdi. Deniz, hava, kara, demir yolları, ayrıca haberleşme ve iletişim yollarının bu bakanlığın bünyesinde olduğu için geniş alanı, halkın tümünü ilgilendiren bakanlık olduğunu kaydeden Baş, şöyle konuştu: “Ülkemiz bu gayretli çalışma sayesinde çok şey kazanmıştır. İnşallah bu çalışmalarımız devam edecektir. Karayollarında yapılan çalışmalar topluma çok büyük menfaat sağlayan çalışmalardır. Çabuk ulaşmak değil, kontrollü ulaşmak değil, sağlıklı güvenli ulaşım. Ulaşımın hızlanması sayesinde ülkedeki kazanımları çok değişiktir. Yakıt tasarrufudur. Yapılan çalışmalar sonucunda bugüne kadar yollarımızın iyileştirilmesi yoluyla edilen tasarrufla belki de bir süre sonra bu çalışmaları amorti edecek seviyelere gelecektir.”
Hava yollarının artık lüks olmaktan çıktığını, halkın yolu olma konumuna geldiğini söyleyen Baş, 10-15 yıl önce zengin, belli tabakanın kullanabildiği bir yol olarak bilinen hava yolunun artık herkesin rahatlıkla kullanabileceği bir ulaşım haline geldiğini ifade etti. Demiryolları konusunda da atılımlar olduğuna değinen Baş, “Hızlı tren gündemimize girmiştir. Türkiye hızlı tren ile tanışmıştır” dedi. 2023 yılı hedefleri içerisinde önemli olanlardan bir tanesinin de Konya ve Antalya arasındaki hızlı tren olduğunu kaydeden Baş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Konya ve Antalya arasında hızlı tren çalışmalarını hayata geçireceğiz. Birçok hizmetleri bakanlığımız başarıyla yürütmüştür, yürütmektedir. Çalışmaları yerinde görmek için bu seyahatlerimizi yapmaktayız.

konya-antalya-hizli-tren-hatti

Kaynak : www.merhabahaber.com

Bursa Bandırma hızlı tren hattı

Bursa Bandırma hızlı tren hattı

Burada, MB’da Bandırma hakkında yazdığım ilk yazılardan itibaren Bandırma’nın kalkınabilmesi ve Bursa’nın doğru dürüst deniz görebilmesi için Bursa Bandırma hızlı tren hattı nın bir an önce yapılması gerektiğinin öneminin altını defalarca çizmiştim.
Bursa çok önemli bir Sanayi kenti olma yolunda hızla ilerlerken, en büyük dezavantajının, dünyaya işlek demiryolları, denizyolları ve hava yolları ile bağlı olmamasının, olumsuzluğunu defalarca belirtmiş; ilgililerin dikkatini çekmiştim.
Bu mesele iki yüzlüdür; eğer Ankara’dan Bursa’ya uzatılacak bir hatla, Bursa Bandırma hızlı tren hattı bağlantısı sağlanacak olursa; bundan her iki kentte ileri derecede yarar sağlayacaklardır.
Bursa; yaz aylarında sıcak olur. Bursalılar kendilerini denize atmak isterler. En yakın yer Mudanya olmakla birlikte, nedense Mudanya’nın denizi bana yüzmek için pek çekici gelmez. Herhalde, Bursalılar da aynı şekilde düşünürler ki, her hafta sonu
kaçarak Bandırma üzerinden Erdek’e gelirler. Bursalıların çoğunun de Erdek’te yazlık daireleri vardır.
Gönül arzu eder ki, Bandırma’ya kadar gelecek hızlı hat, Erdek’e kadar uzansın.
Tabii, bir demiryolu yapmaktan en büyük amaç Sanayi mallarının dış ülkelere taşınmasıdır. Böyle bir trenle Bursa’dan Bandırma’ya her türlü sanayi ve tarım mamulünün en geç bir saat içinde gemilere ulaştırılması mümkündür. Bandırma büyük bir limandır. Gittikçe de gelişmektedir.
Gazetelerde yer alan son haberler; ve bu konuda konuşan siyasetçilerin beyanları, bu hattın inşaatına en kısa zamanda başlanacağını ve Bandırma’nın artık Bursa üzerinden Ankara’ya hızlı demiryoluyla bağlanacağını gösteriyor. Sevinmemek mümkün değil.
Bu, her iki kent halkı için de son derece sevindirici bir haberdir. İnşallah bunun sonuçlarını en geç 20015 sonunda görürüz.
Bursa ve Bandırma Limanı’nı demir yolu ağına bağlamayı amaçlayan ”Bandırma-Bursa-Ayazma-Osmaneli-Ankara Hızlı Tren Projesi”nin ilk adımı olan Bursa-Yenişehir hattında çalışmalar tüm hızıyla sürerken, kent merkezindeki ana istasyonunun temeli, 16 Aralık’ta atılacak. Bursa ile Ankara arasındaki yolculuk süresini 2 saat 15 dakikaya düşürecek proje, 2015 yılının sonuna doğru tamamlanarak, kentin 58 yıllık tren özlemi sona erecektir.
Bursa ile Ankara arasındaki yolculuk süresini 2 saat 15 dakikaya düşürecek proje, 2015 yılının sonuna doğru tamamlanarak, kentin 58 yıllık tren özlemi sona erecek.
Bu haberler, her iki kent halkı için de son derece mutluluk verici, sevindirici haberlerdir. Bandırma halkı, Ankara-Bursa hızlı demiryolunun, Bursa’da sonlandırılmayıp, hızla Bandırma’ya kadar uzatılmasını çok istemektedir. Tabii bu haberden hoşnut kalmayacaklar her zaman olduğu gibi “Otobüs şirketleri”dir. Ama onlar kendilerine yeni imkanlar yaratmakta her zaman esnek davranmışlardır. Akıllı şirketler her zaman para kazanmasını bilirler.
Bursa’yı rahatlıkla bütün dünyaya açacak bu tasarı son günlerin en çok sevindiren haberleri arasındadır.
Bu hızlı tren projesi belki de son yılların en önemli projelerinden biridir. Bütün Avrupa, bütün Avrupa kentler birbiriyle, bu hızlı tren hatlarıyla birbirine bağlıyken biz karayollarıyla yetindik. Oysa bir tren belki de 100 tane otobüs veya kamyonun taşıyacağı malı, insanı bir yerden bir yere çok çabuk götürebilir. Ve bunun etkileri, Türkiye’de yapılan hatlarda görülmeye başlanmıştır.
Umudumuz, Türkiye’nin her tarafının birbiriyle hızlı tren hatlarıyla bağlanmasıdır. Bu iş, bu proje Türkiye’de çok gecikmiştir. Bir an önce planlanan bütün hatların yapılması arzu edilir. Tabii, biz kendi açımızdan Bandırma’lılar olarak Bursa treninin Gar’da kendini göstermesini dört gözle bekliyoruz.

Kaynak : blog.milliyet.com.tr

Üsküdar İlçesi, Harem Bölgesi ile Haydarpaşa Liman Geri Sahası Nazım İmar Planı Yargıda

TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi, TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi, Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası ve Liman-İş (Türkiye Liman ve Kara Tahmil Tahliye İşçileri Sendikası) tarafından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin 25.11.2011 gün ve 2731 sayılı kararı ile kabul edilen edilen “Üsküdar İlçesi, Harem Bölgesi ile Haydarpaşa Liman Geri Sahası 1/5000 Ölçekli, 19.06.2012 Tasdik Tarihli Nazım İmar Planı”nın öncelikle yürütmesinin durdurulması ve iptali istemi ile dava açılmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinden başlayarak İstanbul tarihinin çok önemli olaylarına tanıklık etmiş, uzun yıllar boyunca Anadolu’ya giriş-çıkış kapısı olmuş Haydarpaşa Garı ve Limanı, günümüzde de İstanbul ulaşımında büyük bir yolcu kitlesi için bir kilit noktası fonksiyonuna sahip, tüm Türkiye için ve uluslararası ölçekteki ulaşım fonksiyonuyla, çok önemli bir değer niteliği taşımaktadır.

Bu bağlamda Haydarpaşa Gar ve Liman Alanı ile Geri Sahası (Harem, Haydarpaşa ve Kadıköy), coğrafi konumu, eskiden beri yüklendiği ulaşım yükü (Harem Otogarı, Haydarpaşa Limanı, Denizyolları, Toplu Taşıma Durakları ve Haydarpaşa Garı) ve barındırdığı mevcut kullanımlar (tarihsel merkez) itibariyle İstanbul Metropoliten Alanının en önemli odak noktalarından birini oluşturmaktadır. Bölge Anadolu Yakasındaki en uç indirme-bindirme ve aktarma noktası olması sebebiyle, iki yaka arasındaki deniz, kara ve demiryolu taşımacılığının metropol içindeki en merkezi iki bölgesinden biridir. Gar ve Liman Alanı’nın geri sahası olarak adlandırılan, plan sınırları içinde bulunan ve Kadıköy Merkez Bölgesi’nin konut alanlarından bir kısmını içeren bölgede sit alanlarının yoğunluğu dikkati çekmektedir. Bütün bu değerler bir araya getirildiğinde Haydarpaşa Gar ve Limanı’nın Geri Sahası ile birlikte “korunmasının” gerekliliği ortaya çıkmaktadır.

Ayrıca; İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü arasında yapılan 30 Kasım 2007 tarihli protokol ile de “Planlama alanı, Haydarpaşa Gar, Liman ve Geri Sahası sınırlarının tamamından oluşmakta olup, Üsküdar ve Kadıköy ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Planlama alanı bulunduğu konum itibariyle görsel ve tarihi kimlik açısından bir bütünlük arz eden Tarihi Yarımada, Galata, Beyoğlu, Beşiktaş, Kadıköy, Üsküdar ve Selimiye bölgeleri kapsamında kalmaktadır. Plan bölgesi kuzeyinde yer alan l. Ordu Komutanlığı Karargâhı olan Selimiye Kışlası, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Haydarpaşa Askeri Hastanesi, Gülhane Askeri Tıp Akademisi ve Haydarpaşa Gar binası bölge açısından önemli bir tarihi ve bütüncül kimlik oluşturmaktadır” denilerek İstanbul ve ülkemiz için kültürel, tarihi, doğal, ekonomik, sosyal, toplumsal değerler ve kamu yararı adına çok büyük bir önem taşıyan ve kamuya ait olan bu bölgenin planlama bütünselliğinin ve planlama ilkelerinin öneminin altı çizilmiştir.

Tüm bu bilgiler ışığında dava dilekçesinde de belirtildiği gibi;
Yargılama konusu “1/5000 ölçekli Harem Bölgesi ile Haydarpaşa Liman ve Geri Sahası Nazım İmar” Planı öncelikle planlama alanı sınırlarının saptanması açısından ilgili planlama teknik, ilke ve mevzuatına, planlamada eşitlik ilkesine, üstün kamu yararına aykırıdır. Haydarpaşa Garı ve Geri Sahası Kentsel Sitin tümünü ve etkileşim sahalarını içerecek biçimde yeniden ele alınması bilimsel ve hukuksal bir zorunluluktur. Plan raporunda ve anılan protokolde de anılan bu gerçekliğe ve saptamalara karşın, yargılama konusu olan 1/5000 ölçekli Harem Bölgesi ile Haydarpaşa Liman ve Geri Sahası Nazım İmar Planı; Haydarpaşa Garı ile Kadıköy Merkez Bölgesi”nin planlama alanı birbirlerinden ve bölge bütünlüğünden kopartılarak askıya çıkartılmış, mülkiyet dahil her açıdan bütünsellik içeren bir alanda; “Harem Bölgesi ile Haydarpaşa Liman ve Geri Sahası’nın ayrı bir Nazım İmar Planı kapsamında değerlendirilmesi planlama usullerine ve hukukuna aykırı bulunmakta ve planların bir bütünlük içinde değerlendirilmesine olanak tanımamaktadır.

Söz konusu proje alanı tümüyle kamu mülkiyetindedir. Konumunun stratejik önemi nedeniyle, alanın kamu mülkiyetinde kalması gerekmektedir. Bu çerçevede, TCDD’nin, alanın mülkiyetini kamu yararına kullanma amacıyla devretmemesi gerekmektedir. Bu konu; ayrıca gerek İstanbul bütününün gerekse Anadolu Yakası’nın yoğunluk verileri, boşluksuz dokuları ve açık alan gereksinmeleri bağlamında da büyük önem taşımaktadır. Planlama alanının kamu mülkiyetinde kalmasıyla birlikte, tarihi, kültürel, coğrafi ve stratejik önemi nedeniyle, İstanbul metropoliten alanının tümüne hizmet edecek ve toplumsal faydayı en üst noktaya taşıyacak şekilde bir kamusal açık alan kullanımı yaklaşımı benimsenmelidir. Kentsel belleğe katkı sağlayacak ve onu sürekli canlı tutacak; endüstriyel miras kavramını koruyarak öne çıkaracak ve bu mirası kamuya en iyi şekilde sunacak bir alan olarak da işlevlendirilmeli ve tasarlanmalıdır. Oysa ki; yaklaşık sekiz yıldır süregelen bu talihsiz planlama operasyonundaki tek amaç tamamıyla TCDD ve hazine mülkiyetinde olan İstanbul ve ülkemiz için son derece önemli bu stratejik tarihsel ve kültürel alanı alanı sadece kısa vadeli ekonomik çıkarlar adına satış kabiliyetini sağlayan işlevler ile donatılması için planlama aracını amacı dışında kullanmak olmuştur.

Yapı ve nüfus yoğunluğunun doyma noktasını çoktan aşmış olduğu bölgede, son derece sınırlı miktarda açık alan bulunmaktadır. Olası bir afet durumunda Haydarpaşa alanının toplanma ve sığınma noktası olarak tasarruf edilmesi kamu yararı ve can güvenliği açısından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle alandaki yapılaşma yoğunluğunun son derece sınırlı tutulması ve kamusal açık alan özelliğinin korunması gerekmektedir. Oysa ki plan hükümleri incelendiğinde Turizm Ticaret Alt Bölgesinde kentin ve bölgenin veri ve ihtiyaçlarına göre değil ihtiyacına göre değil, sadece emlak yatırımlarına konu olabilecek karma fonksiyonların yer aldığı ve kesin hükümlere yer verilmediği görülmektedir. A ve B Rumuzlu alt bölgelerde yüksekliğin metre olarak değil kat adedi olarak verilmesi uygulamada silüet ve yapılaşma yoğunluğu açısından sakınca arz edebilecek nitelikte bir plan hükmüdür.

Dava dilekçesinde ayrıntılı olarak ve örneklerle yer alan bu tüm bu hususlar, plan raporu ve plan notları arasındaki çelişkiyi yansıtmakla kalmamakta, ilgili imar yasa ve mevzuatı ile şehircilik ilke ve hukuku ile kamu yarına ve yerleşik yargı kararlarına, kamu yararı ve güvenliğine de aykırı bulunmaktadır. “Üsküdar İlçesi, Harem Bölgesi İle Haydarpaşa Liman Geri Sahası 1/5000 ölçekli, 19.06.2012 Tasdik Tarihli Nazım İmar Planı” neden, konu, maksat ve içerik yönünden hukuka, koruma ve imar mevzuatına; planlama, şehircilik ve planlama teknik ve ilkelerine; planlamada eşitlik ilkesine ve üstün kamu yarına aykırılıklar taşımakta ve maddi hatalar barındırmaktadır. Uygulamanın devam ettirilmesi halinde ise geri dönüşü mümkün olmayacak zararlara neden olunacaktır.

Kaynak : www.mimarist.org