Trenler Hakkında Bilmediklerimiz : Travers nedir ?

Travers nedir ? :Demir yolu yük aktarımı modeline uygun şekilde raydan kendisine etkiyen kuvvetleri
daha geniş bir yüzeyde karşılayıp yayarak balast tabakasına aktaran, yolun açıklığını saptayıp koruyan ve yolu yan etkilere karşı ekseninde tutan, raylara dik yönde belirli aralıklarla döşenmiş sömellere travers adı verilir.
Raylı sistemlerde kullanılan traversler, dingil ağırlığı, hız, çeken ve çekilen araçlardaki teknolojik gelişmeler vb. unsurlarda oluşan ilerlemeler ile travers imalinde kullanılan malzemelerin bu ilerlemelere uyum sorunu ve maliyet konusundaki düşünceler paralelinde çeşitlilik göstermiştir.
Raylı sistemlerde kullanılan traversler dörde ayrılır :ahşap traversler,demir traversler,betonarme traversler,plastik traversler.

trenler-hakkinda-bilmediklerimiz-4

Kara trenin traversleri park ve bahçelerimizin süsü oldu

Kara trenin traversleri park ve bahçelerimizin süsü oldu : Demiryollarında yıllarca kullanılan ve son dönemde yerini beton traverslere bırakan ahşap traversler, Sivas’ta park, bahçe, mesire ve piknik alanlarında dekoratif malzeme olarak değerlendiriliyor.

Ahşap traversler, Sivas Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğünce Paşabahçe Mesire ve Piknik Alanı’nda yürütülen çevre düzenlemesi çalışması kapsamında, derenin kıyısında kullanıldı. Dere boyunca oluşturulan yürüyüş yollarına ve piknik alanının çeşitli noktalarına döşenen traversler, güzel bir görüntü oluşturuyor.

Sivas Belediye Başkanı Doğan Ürgüp, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Sivas-Divriği demiryolu hattındaki yenileme çalışmaları kapsamında sökülen ahşap traversleri çevre düzenlemesinde kullandıklarını belirterek, “Traverslerin üzerindeki demir parçalar söküldü, bunlar çeşitli ebatlara getirilerek mesire alanında kullanıldı. Böyle güzel bir alana, Paşabahçe gibi değerli bir alana beton, demir gibi yapay şeyleri sokmamaya gayret gösteriyoruz. Dere kenarındaki peyzaj çalışmalarında travers ve taş işçiliğini birlikte kullanarak bu güzel görüntüyü yakaladık. Halkımız da gayet memnun” diye konuştu.

– “Kara trenin traversleri park ve bahçelerimizin süsü oldu”

Çevre düzenlemesi çalışmalarında doğallığın önemli olduğunu vurgulayan Ürgüp, vatandaşların daha doğal bir ortamda vakit geçirmesini sağlamayı amaçladıklarını ifade ederek, “Kara trenin traversleri park ve bahçelerimizin süsü oldu. Bu traverslerin birçoğuna yağ ve mazot işlemiş. Çürümesi de söz konusu değil. Aksi takdirde bunlar odun olarak yanacaktı. Hem ahşap traversler değerlenmiş oldu hem de farklı bir nostalji yakalamış olduk” ifadesini kullandı.

Peyzaj çalışmalarında Divriği ilçesinden yaklaşık 15 bin travers getirttiklerini, bunların 12 bininin Paşabahçe’de kullanıldığını aktaran Ürgüp, “Bunların natürelliğini bozmuyoruz. Burada kullanılan traversler fazla tıraşlanmamıştır. Çok tıraşlandığı takdirde bir keresteden, bir kalastan farkı kalmayacağı için natürel kullanmaya gayret gösterdik. Az müdahaleyle kullandık. Farklı bir nostalji oluşturduk” dedi.

Kara trenin traversleri park ve bahcelerimizin susu oldu

Kaynak : emlak.haber7.com

Demiryollarının belleğine küçük bir yolculuk

Demiryollarının belleğine küçük bir yolculuk

Kimi gurbete ayarlıdır, kimi sılaya

Bazen kavuşmayı çeyrek geçer,

Bazen beş vardır ayrılığa,

Neyi gösterir peki, ah neyi gar saatleri?

İster gurbete, ister sılaya ayarlı olsun artık sadece kendi istediği zamanı gösteren anı yüklü saatler… Eskişehir İstasyonu’ndan Haydar Paşa’ya kesilmiş, 1938 tarihli “Yalnız bir defaya mahsus mecenni seyahat varakası”… İşçilerin aile bilgilerinin yer aldığı Yevmi Muhabere Defteri… 1933 yılında Cumhuriyet’in 10. yılı anısına basılmış Demiryollar Mecmuası… İzmir-Aydın arasında yapılacak demiryolunda İngilizlere 50 yıl boyunca verilecek imtiyazların yer aldığı belgelerin reprodüksiyonları, tebliğler, tasdiknameler, belgeler, yazışmalar, biletler ve fotoğraflar…

İngiliz tüccarlar tarafından 1800’lü yıllarda inşa edilen iki katlı tarihi bir binada hizmet veren TCDD İzmir Müze ve Sanat Galerisi, sizi 20-30 kilometre hızda, buharını savura savura köyler arasından geçen demir atlarla anı yüklü bir yolculuğa davet ediyor. Bu müzede ne yüksek hızlı trenlerin baş döndüren teknolojisi, ne internet erişimi, ne de modern gar binalarındaki dijital saatler var.

Müzenin bir parçasıymışçasına dingin duran Müze Müdürü Mazlum Beyhan, “Buraya en çok emekli demiryolcular gelir. Her bir objenin, fotoğrafın başında durur, anılarına dalarlar. Bazen heyecanla paylaşırlar anılarını, fotoğraflardaki buharlıların yılını, modelini, gücünü anlatırlar. Onlar için başka bir anlam yüklü bu müze” diyor.

TCDD Müze binası 1800’lü yıllarda İngiliz tüccarların ticari emtia deposu olarak yapılmış. Limana yürüyüş mesafesindeki bina daha sonra İngiliz şirketlerin idarehanesi olarak kullanılmış. 1990 yılında restore edilerek, Türkiye’nin birçok bölgesinden gelen objelerin sergilendiği Demiryolları Müzesi’ne dönüştürülmüş.

Mazlum Beyhan, “Binanın giriş kapısındaki demir işlemelerde yer alan çıpa figürleri, şirketin denizcilik firması olduğunun en güzel kanıtı. Demiryollarının millileştirilmesinden sonra İzmir – Aydın Osmanlı Demiryolu Şirketi idarehanesi olan bina uzunca bir süre de lojman olarak hizmet vermiş” diyor. Beyhan, binanın bulunduğu adanın hem TCDD için hem de kentin tarihi belleği için büyük önem taşıyan bir alan olduğuna dikkat çekiyor.

Önünde yer alan palmiyelerle dikkat çeken zarif tarihi binaya ana caddeden, küçük bir bahçeden geçerek giriyorsunuz. Bahçede motorlu bir drezin ve İzmir’in ilk itfaiye araçlarından biri selamlıyor sizi. İki katlı binanın girişinde üç oda bulunuyor. Aslında oldukça dar bir mekan olan müze, Osmanlı Devleti’nin ilk demiryolu hattının temellerinin atıldığı bir kentin, demiryollarına ait belleği sanki tıkıştırılmış ya da üst üste yığılmış gibi bir izlenim yaratıyor. Mekanın darlığı objeleri fark etmenizi zorlaştırıyor.

Girişteki küçük salon bir istasyona girdiğinizde karşılaşacağınız malzemelerle donatılmış. Kantar, deri kaplı bir ahşap bekleme koltuğu, tren kalkış saatlerini gösteren zaman çizelgesi ve zamanı durdurmuş olan 19. Yüzyıl’dan kalma gar saatleri… Ortadaki minyatür buharlı lokomotifin bir yanında döküm bir soba, diğer yanında yağdanlıklar, şef tren sandığı ve fenerler sıralanmış.

Girişte sağdaki oda müze yöneticisi Mazlum Bey’in kullandığı, “galeri içinde bir galeri” özelliği taşıyan küçük bir oda. Sergilerin düzenlendiği üst kattaki sanat galerisine bağışlanan resimler, fotoğraflar, Mazlum Beyhan’ın derlediği Demiryolları’na ait orijinal baskılı kitaplar, ansiklopediler bulunuyor.

Girişte solda iki oda bulunuyor. İlk odada Balıkesir’den gelen bir santral ve deri bir operatör sandalyesi, 1950 yılına tarihlenen bir telem makinesi, fenerler, üzeri kalem işi deri kaplı bir istasyon şefi masası, 1860 yılına ait ana hat santrali, telgraf makinesi, seyyar bir telgraf makinesi, talimatnameler, istasyon memurlarının simgesi kırmızı bir şapka ile kırmızı, yeşil renkli işaret diski sergileniyor.

Alt katta yer alan ikinci odadaki objeler de oldukça ilgi çekici. Ahşap traversler, tirfonlar, ahşap branşman kazması gibi demiryolu yapımında kullanılan malzemeler, 1856 yılında temeli atılan İzmir-Aydın demiryolundan kesilen bir ray, ölçüm araçları, lokomotif düdüğü, yol bekçilerinni kullandığı flamalık, pürmüzler (küçük ebatlı alev makinası), Alsancak Garı’ndaki atölyelerde İngilizler’den kalma cam kiremitler demiryolları tarihinden bir kesit sunuyor.

İki odanın birleştirilmesiyle elde edilen bu alandaki en önemli eserlerden birisi de Bağdat Demiryolları’na ait harem vagonunun bir kesiti. Camları vitray, duvarları ipek goblen kaplama, ahşap tavanı renkli el işiyle süslenmiş vagon kesiti demiryolların ait depolardan rastlantı sonucu fark edilerek kurtarılmış ve müzeye getirilmiş. Vagona ait havalandırma diski, vantilatör, kapı kolları ve küllükler çalınmaya karşı korunsun diye aynı odadaki bir başka cam bölmede sergilenmiş. Cam bölgelerde ayrıca servis takımları, işaret fişekleri, plakalar, çatal bıçak takımları da yer almış.

Geçmiş yıllarda demiryolları lokalinde kullanılan bir piyano ise şimdilerde sesi soluğu kesilmiş lokale inat, 1900’lü yıllarda sosyal etkinliklerin daha yoğun yaşandığının kanıtı gibi duruyor.

Müzede İzmir Demiryolu Hastanesi’nin tabelası, hastaneden laboratuvar gereçleri, mesai kartlarının basıldığı işyeri saati, döküm sobalar da yer alıyor.

TCDD Müze binasını yılda 5 bin 500 kişi geziyor. Beyhan, özellikle limana gemilerin geldiği günler, yabancı konukların ilgiyle gezdiğini anlatıyor. Pazar-Pazartesi günleri dışında, 09.00 – 17.30 saatleri arası açık olan müzeyi gezmek ücretsiz.

Binanın arka tarafında badem taşlarıyla bezeli bir bahçe, altında ise yaklaşık 400 metrekarelik bir mahzen olduğunu da söylüyor Mazlum Beyhan. Müze binasının yanı sıra bitişiğindeki binaların dış yüzeylerinde hep mermer kullanıldığına dikkat çekerken, bu malzemelerin büyük olasılıkla Efes’teki mermer ocaklarından geldiğini belirtiyor.

Müzeden aklım karışarak ayrılıyorum. İzmir-Aydın demiryolu kurulurken İngilizler’in sağladığı imtiyazları düşünüp kızıyor, demiryollarını millileştiren Behiç Erkin’i rahmetle anıyorum. Yoğun trafiği aşıp, yolun karşısına, garın olduğu bölüme geçiyorum.

Sait Altınordu Meydanı olarak tanımlanan alanda yer alan müze binasının yanındaki postaneden İngiliz Konsolosluğu’na kadar olan bölgeye bakıyorum. Sonra arkamdaki gar kompleksi, kreş binası, bugün lojman olarak kullanılan bekleme salonu ve üstündeki saat kulesi, hemen ilerisindeki kreş, Tekel binası, sonrasında Sağırlar Okulu’nu izliyorum. Limana birkaçyüz metre uzaklıktaki, bu muhteşem adanın turizm cenneti ülkelerdeki gibi yayaya ayrılmış, kentin belleğine saygılı, korunmuş bir alana çevrildiğini hayal ediyorum. Limandan gelen turistin gardan binecekleri trenle Selçuk’a turistik yolculuk yapabileceği aklımdan geçiyor.

Akşam trafiğinde caddede sıralanmış otobüslerin, araçların kulağımı sağır eden korna sesleriyle kendime geliyorum.

TCDD Muze ve Sanat Galerisi

Kaynak : www.egetelgraf.com